Uyku Bahçesine Yolculuk
Bu masal; Psikolog Şeyma Ayden, Pedagog Hande Naziksoy ve Çocuk Gelişimci Melike Buse Demir tarafından gözden geçirilmiştir.
Bir zamanlar, güneş dağların arkasına saklanmış. Yıldızlar gökyüzünde ışıl ışıl parlamış. Ve dünyada tatlı bir dinlenme zamanı gelmiş.
O gece, küçük Mina yatağına girmiş. Yorganını üstüne çekmiş, yastığına başını koymuş. Tam gözlerini kapatacakken, yatağı ona çok yumuşak bir sesle fısıldamış:
“Hoş geldin Mina…
Şimdi dinlenme zamanı.
Hadi uzan, kollarını rahatça iki yana bırak.”
Mina yatağına iyice yerleşmiş. Sonra yatağı şöyle demiş:
“Şimdi benimle birlikte derin bir nefes al.
Burnundan al…
Ve ağzından yavaşça ver…”
Mina burnundan nefes almış… Sonra ağzından yavaşça vermiş. Bir kez daha… Burnundan almış… Ağzından vermiş. Ve bir anda kendini bambaşka bir yerde bulmuş. Burası Uyku Bahçesiymiş.
Uyku Bahçesi öyle güzelmiş ki… Yerdeki çimenler yumuşacıkmış, sanki pamuk gibi. Ağaçların yaprakları ise ipek gibi hafifçe sallanırmış. Üstelik bahçede hiç korkutucu bir şey yokmuş. Her yer sıcacık ve güvenliymiş. Mina yürüdükçe ayaklarından başına kadar tatlı bir rahatlama hissediyormuş. Sanki bütün yorgunluğu yavaş yavaş uçup gidiyormuş.
Çünkü Uyku Bahçesi’nde bir kural varmış: Dinlenen beden güçlenirmiş. Mina’nın bacakları, kolları ve sırtı dinlendikçe rahatlıyormuş. Kemikleri güçleniyor, kasları dinleniyor, kalbi huzurla doluyormuş.
Mina derin bir nefes daha almış. Burnundan almış… Ağzından vermiş… Ve yatağı sanki onu sıcacık bir battaniye gibi sarıp sarmalamış.
“Ben buradayım,” demiş yatağı.
“Sen rahatça uyu…
Ben seni yumuşacık tutacağım.”
Uyku Bahçesi’nin içinde minik çekmeceler varmış. Bu çekmecelerin içine Mina’nın gün içinde öğrendiği şeyler yerleşirmiş: Oynadığı oyunlar, Duyduğu şarkılar, Gördüğü renkler… Hepsi usulca yerine otururmuş. Mina’nın zihni sakinleşmiş. Göz kapakları ağırlaşmış. Yatağı kulağına son kez fısıldamış:
“Sen şimdi tatlı rüyalar görürken,
ben seni sıcacık saracağım.
Sabah uyandığında kendini daha dinlenmiş, daha güçlü ve daha mutlu hissedeceksin.”
Mina gülümsemiş. Uyku Bahçesi’nin huzuruna kendini bırakmış. Yıldızlar parlamış… Gece sessizleşmiş… Ve Mina mışıl mışıl uyumuş.