Uykuyu Bekleyen Küçük Kedi
Bu masal; Psikolog Şeyma Ayden, Pedagog Hande Naziksoy ve Çocuk Gelişimci Melike Buse Demir tarafından gözden geçirilmiştir.
Bir zamanlar, küçük gri bir kedi yaşarmış. Adı Mırmır’mış.
Mırmır gün boyunca çok şey yaparmış. Pencereden kuşları izler, evin içinde patilerini sessizce gezdirir, bazen oyuncak topunu kovalar, bazen de koltuğun üstünde kıvrılıp dinlenirmiş.
Ama Mırmır’ın en sevdiği şeylerden biri de akşam olunca annesiyle birlikte uykuya hazırlanmakmış.
Akşam olunca ev değişirmiş. Işıklar yumuşarmış. Sesler azalırmış. Herkes daha yavaş konuşmaya başlarmış. Mırmır da bunu severmiş.
Bir akşam yine uyku vakti gelmiş.
Mırmır önce sütünü içmiş. Sonra patilerini temizlemiş. Küçük yatağına gidip battaniyesinin altına girmiş.
Her şey hazırmış.
Ama…
Uyku gelmemiş.
Mırmır gözlerini kapatmış. Biraz beklemiş. Açmış. Tekrar kapatmış. Yine beklemiş.
Ama uyku hala yokmuş.
Mırmır bir süre sonra kendi kendine mırıldanmış:
“Uyku nerede kaldı?”
Sanki uyku bir yerlerde dolaşıyor, ama Mırmır’ı henüz bulamıyormuş gibiymiş.
Mırmır yatağında döndü. Sağa döndü. Sola döndü. Yastığını düzeltti. Battaniyesini çekti. Ama yine de uyku gelmemiş.
“Ya uyku beni unuttuysa?”
Tam o sırada annesi odasına gelmiş. Mırmır’ın gözlerinin hâlâ açık olduğunu görünce...
Annesi sessizce yanına oturmuş.
“Minik kedim, ” demiş, “uyku henüz gelmedi mi?”
Mırmır başını sallamış.
“Hayır, ” demiş. “Ben bekledim… ama gelmedi.”
Annesi gülümsemiş. “Bazen uyku hemen gelmez,” demiş.
“Uyku acele etmez.”
Mırmır şaşırmış. “Ama herkes uyuyor…”
Annesi Mırmır’ın başını okşamış.
“Evet,” demiş.
“Bazı geceler uyku hızlı gelir. Bazı geceler ise yavaş yavaş yaklaşır.”
Mırmır merak etmiş: “Peki ben ne yapacağım?”
Annesi yumuşak bir sesle söylemiş:
“Uyku gelene kadar sadece dinlenebilirsin. Gözlerini kapatabilirsin. Nefesini yavaşlatabilirsin. Bedenini rahat bırakabilirsin.”
Mırmır bunu duyunca biraz rahatlamış.
Çünkü uyuyamamak kötü bir şey değilmiş. Sadece uyku biraz geç geliyormuş.
Mırmır gözlerini kapatmış. Burnundan nefes almış. Sonra yavaşça vermiş. Bir kez daha. Bir kez daha.
Annesi fısıldamış:
“Uyku bir misafir gibidir. Kapını çalar…Sen de ona kapıyı açarsın.”
Mırmır bunu çok sevmiş.
“Uyku bir misafir…” diye mırıldanmış.
Sonra annesi ona bir şey daha söylemiş:
“Bazen uyku seni bulmadan önce, vücudun sana şunu söyler:
"Dinleniyorum.”
Mırmır artık hiç acele etmiyormuş.
Yatağı sıcacıktı. Oda sakindi. Pencereden hafif bir rüzgâr sesi geliyordu.
Mırmır gözlerini kapatmış halde beklemiş.
Ve bir süre sonra…
Uyku gelmiş.
Sessizce.
Hiç ses çıkarmadan. Sanki Mırmır’ın yanına oturmuş, battaniyenin altına girmiş ve ona sarılmış.
Mırmır’ın nefesi yavaşlamış. Kalbi sakinleşmiş. Yüzünde küçük bir gülümseme belirmiş.
Çünkü uyku onu unutmamış. Sadece yavaş yavaş gelmiş.
Ve Mırmır o gece, sabırla beklediği uykunun içinde, sıcacık rüyalar görmüş.