Rüya Bahçesine Yolculuk
Bu masal; Psikolog Şeyma Ayden, Pedagog Hande Naziksoy ve Çocuk Gelişimci Melike Buse Demir tarafından gözden geçirilmiştir.
Bir zamanlar, geceleri herkes uyurken gökyüzünde görünmeyen bir kapı açılırmış. Bu kapı, sadece çocuklar gözlerini kapattığında görünürmüş. Kapının ardında ise çok özel bir yer varmış: Rüya Bahçesi.
Rüya Bahçesi, gündüzleri hiç görünmezmiş. Ne haritada olurmuş, ne de birinin “şurada” diye gösterebileceği bir yerde… Çünkü Rüya Bahçesi, sadece uykuya dalan çocukların kalbinde açılırmış.
O gece küçük Nova yatağına girmiş. Battaniyesini çekmiş. Yastığını düzeltmiş. Oyuncağını yanına almış.
Ama gözlerini kapatınca aklına bir soru gelmiş:
“Rüyalar nereden geliyor?”
Tam o sırada, odanın içi çok hafif bir ışıkla dolmuş. Bu ışık gece lambası gibi değilmiş. Daha yumuşakmış. Sanki ay ışığı battaniyenin içine saklanmış gibi…
Nova gözlerini kapalı tutmuş. Ve bir ses duymuş. Çok kısık bir ses.
“Hazır mısın?”
Nova şaşırmış ama korkmamış. Çünkü ses çok sakinmiş.
“Hazırım,” demiş fısıldayarak.
Bir anda kendini yemyeşil bir bahçenin girişinde bulmuş.
Bahçenin kapısında bir tabela varmış: Rüya Bahçesi’ne Hoş Geldin.
Bahçenin içi çok güzelmiş. Çiçekler parlıyormuş. Ama ışıkları göz almazmış. Sadece yumuşacık bir parıltıları varmış. Ağaçların dallarında küçük renkli fenerler sallanıyormuş. Çimenler, bulut gibi yumuşakmış.
Nova yürümeye başlamış. Her adım attığında, çimenler hafifçe “pof” diye ses çıkarıyormuş.
Bahçenin ortasında küçük bir gölet varmış. Göletin suyu çok durgunmuş. Sanki su değil de bir ayna gibiymiş.
Nova gölete bakmış. Ve gölette bir şey görmüş.
Minik baloncuklar… Baloncukların içinde görüntüler varmış. Bir baloncukta uçan bir balina… Bir baloncukta konuşan bir kedi… Bir baloncukta şekerden yapılmış bir ev…
Nova gülümsemiş. “Bunlar rüya mı?” diye sormuş.
O sırada bahçenin içinden biri gelmiş. Gelen kişi Nova’nın en sevdiği oyuncağı tavşancıkmış. Üzerinde yıldız desenli bir şapka varmış. Elinde küçük bir sulama kabı taşıyormuş.
Tavşancık gülümsemiş. “Evet,” demiş. “Bunlar rüyalar.”
Nova merakla sormuş:
“Rüyalar neden böyle garip?”
Tavşancık kahkaha atmamış. Sadece tatlı tatlı gülümsemiş.
“Çünkü rüyalar oyun gibidir,” demiş.
“Rüyalar bazen seni güldürür. Bazen sana yeni şeyler gösterir. Bazen de seni rahatlatır.”
Nova biraz duraksamış. “Peki rüyalar korkutucu olur mu?”
Tavşancık başını iki yana sallamış. “Rüyalar korkutmak için gelmez,” demiş.
“Rüyalar sadece bazen karışık olabilir. Ama unutma… sen rüyaların içindeyken bile güvendesin.”
Nova rahatlamış.
Tavşancık Nova’nın eline küçük bir tohum vermiş. Tohum parlıyormuş.
“Bu ne?” diye sormuş Nova.
“Bu senin rüya tohumun,” demiş bahçe bekçisi.
“Sen uyuduğunda bu tohum büyür. Rüyaların şekli de ona göre oluşur.”
Nova tohumu avucunda sıkmış. Tohum sıcacıkmış.
“Benim rüyalarım burada mı büyüyor?” diye sormuş.
“Evet,” demiş bahçe bekçisi.
“Sen uyurken bedenin dinlenir. Kalbin sakinleşir. Ve rüyaların bu bahçede açar.”
Nova gökyüzüne bakmış. Gökyüzü geceymiş ama karanlık değilmiş. Yıldızlar, bahçeyi korur gibi parlıyormuş.
Nova bir adım daha atmış. Çimenler yumuşakmış.
Gözleri ağırlaşmaya başlamış.
Tavşancık fısıldamış:
“Rüya Bahçesi’ne gelen çocuklar bazen burada uykuya daha da derin dalar.”
Nova başını sallamış.
“Ben galiba… çok rahatladım,” demiş.
Tavşancık gülümsemiş. “Çünkü burası senin içindeki huzurun bahçesi,” demiş.
Nova gözlerini kapatmış. Ve bir anda, Rüya Bahçesi’nin çiçekleri daha da yavaş sallanmış.Göletin baloncukları usulca uçmuş.
Tavşancık fısıldamış:
“İyi geceler minik Nova …rüyaların tatlı olsun.”
Nova gülümsemiş.
Ve o gece, rüyalar onu yumuşacık bir yolculuğa çıkarmış. Çünkü rüyalar korkutmak için değilmiş. Rüyalar, uykuya eşlik eden küçük hediyelermiş.